Mevsimsel olarak ılıman, ekonomik olarak çetin ve fırtınalı geçen bir kışın ardından turizmci için “turizm sezonu” geldi.

Kış boyunca sigortasız ve maaşsız koşullarda sigortası “askıda” bekletilen işçiler için yeni sezon başladı.

İşçinin 8 saatlik çalışma koşullarında çalışamadığı, özlük haklarına kavuşamadığı, ayak tabanlarının sıcaktan çatladığı o mevsim geldi; turizm sezonu açıldı.

Geçmiş yıllarda olduğu gibi, bu yıl da kalifiye personel krizi daha da büyüyerek devam ediyor.

Geçtiğimiz sezonda olduğu gibi otel sahipleri ve işletmeciler, sezon içinde iyi çalıştığı duyulan turizm işçilerine başka otellerden teklifler götürecek gibi görünüyor.

“Geçim derdi” yaşayan emekçi de gelen teklifi kabul edip otel değiştiriyor, boşalan personel açığı ya yeni personel ilanı verilerek kapatılmaya çalışılıyor ya da giden işçinin iş yükü, mevcut personele yükleniyor…

Kimsenin "neden emekçiler ayrıldı, neden sahip çıkamadım, hakkını mı veremedim" gibi sorular sormaya cesaret edemediği bir ortamda, Alanya'da turizm sezonu başladı.

Kimileri kışın dolu kalacak olacak banka hesaplarını düşünürken,

kimileri ise kış boyunca biriktirdiği borçları kapatmaya çabalayacak.

Kimileri de kışı yaz gibi geçen Alanya’da yine sezonluk turizm, geçim derdi yaşayan ve özlük hakları olmayan turizm emekçileri için haber yapacak, köşesine yazı yazacak…

Yazımı bitirmeden, bizzat tanıdığım ve duyduğum Alanya’da işçisinin hakkını veren kıymetli iş insanların varlığının artmasını ve çok kıymetli olduklarını,

turizm sezonunun hayırlı olmasını diliyorum.

İşçinin hakkını aldığı, yatırımcının bol kazandığı bir sezon olsun.

Ebru YAHŞİ