Bulunduğumuz yüzyıl, en çok ruhumuzun hastalandığı, savaşların, adaletsizliklerin devam ettiği, sevgi yoksunluğunun sona eremediği ve bunun için hiç kimsenin çaba göstermediği bir yüzyıl...

Peki bunlar çocukların suçu değilse en çok neden onlar etkileniyor?

Bilinçli olduğunu düşünen fakat bildiği bir çok doğrunun ne kadar yanlış olduğunu ayırt edemeyen varlıklarız aslında biz.

Yanlışımızı kabul etmeyen, bilmemeyi reddeden, hakkımızı hak ile değil de insanlık dışı arayan varlıklarız..

Ve yine ne acıdır ki denk geldiğimiz bu dönemde kendimizi fark edemeyişimizle bir aile kurma ve çocuk yetiştirme

-küçük bir çocuğun dahi daha çok ciddiye aldığı kurmaca bir oyun gibi-

oyunu oynamaya çalışan varlıklarız.

İşte bu nedenle çocuklar en çok etkilenendir..

Vasfını değil; fikir ve vicdanını zenginleştirememiş, içindeki çocuk ile tanışmayan ve onu yok sayan, değer yargılarının pek çoğundan yoksun bir ebeveyn, aile kuramaz.

Evlenemez demiyorum; aile kuramaz...

Öğrenir, ama yine en çok yıpranan çocuk olur.

Çocukların en baştaki hakları unutmayınız ki; çocuk olabilme hakkıdır.

Elbette en başta içinizdeki çocuğun da hakkı, kendi olabilmesidir.

İçinizdeki başı okşanmayı bekleyen, olduğu gibi kabul görmeyi dileyen, deli dolu çocuk yanınıza sevgilerle...